Biyoportal.com | Türkiye' nin Biyoloji Portalı

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İnatçı tümörlerle mücadelede genlerin kombine etkileri

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

lung-cancer-cellsKanser ilaçları tümör hücrelerini hedef alsalar bile tümör hücreleri bu ajanlardan kaçmak için çeşitli yollar denemektedirler. Bununla ilgili geçtiğimiz günlerde iki çalışma yayınlandı. Bu çalışmalarda araştırmacılar kaçış yollarını ortaya çıkarmaya çalışarak tedavinin etkinliğini artırma yolları aramaktalar ve bu sayede de uygulanacak tedaviden vazgeçilerek başka tedavi yöntemleri deneyebileceklerdir.

Her iki çalışmada da epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) olarak bilinen bir proteini aktive eden genetik mutasyonlara sahip akciğer kanseri üzerine odaklanılmıştır. Bu proteinin hatalı aktivasyonu da kanser hücrelerinin önemli özelliklerinden olan kontrolsüz hücre çoğalmasına ve sürekli sentezlenmesine neden olmaktadır. EGFR’ nin onkojenik aktivitesi saptandıktan sonra kanser tedavisinde odak noktası olmuştur. Gefitinib (Iressa) ve Erlotinib (Tarceva) ilaçları EGFR gen mutasyonlarının aktif olduğu tümörlerde EGFR’ yi bloke ederek tümör büyümesini önlemektedir.  Erlotinib, 2004 yılında akciğer kanseri tedavisinde kullanılmak üzere FDA’ dan (Food and Drug Administration) onayı alınmış bir EGFR tirozin kinaz inhibitörüdür.

Bu ilaçlar çoğu hastaya yardımcı olabilmekte, EGFR aktive edici mutasyonlara sahip bu hastaların yaklaşık ¾’ ü gefitinib’ e iyi yanıt vermektedir. Geri kalanında ise farklı tedavi stratejileri uygulanmaktadır.

İlaç Direncini Engelleyebilmek

Charles Sawyers bu değişikliklerin nedenlerinden biri olarak, hastaların ilaca verdikleri yanıtın diğer genler tarafından değiştirilebilmiş olacağını belirtmektedir.  Bunu test etmek için, Sawyers ve meslektaşları EGFR inhibitörlerine yanıtları az olan EGFR mutasyonu bulunan kanser hücre hatları ile çalışmalar yapmışlardır.

Araştırmacılar kanserle ilişkili genlerin aktivitelerini azaltmak için RNA interferens yöntemini kullanmışlar. Bu yöntemle inhibe edici moleküller spesifik genleri hedefleyerek protein yapma yeteneklerini engellemektedir. Daha sonra hücreler erlotinib ile muamele edilerek hücrelerin erlotinib tedavisine daha duyarlı olup olmadıklarını test etmişler. Elde edilen verilere göre Charles Sawyers NF-KB’ nin (Nuclear Factor Kappa B) inhibe edilebileceğini ve hücrelerin daha duyarlı hale gelebileceğini belirtmektedir. Bu durumu doğrulamak için araştırmacılar EGFR mutasyonu taşıyan insan tümörlerini farelere transplante etmişler. RNA interferens yöntemi ile küçük RNA’ lar kullanılarak bazı tümörlerde NF-KB ekspresyonu baskılanmış. Bu durum erlotinib varlığında %50 küçülmeye neden olmuş, fakat NF-KB inhibe edilmediği zaman tümörlerde hiç küçülme görülmemiş.

Sonuç olarak, NF-KB inhibitörleri ile EGFR’ yi bloke eden ajanların kombine kullanımı inatçı tümörlerle mücadelede etkili olabilmektedir.


Kaynaklar:

http://www.nature.com/news/2011/110323/full/news.2011.178.html

http://www.hhmi.org/news/sawyers20110323.html


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

You are here: Haberler Moleküler Biyoloji İnatçı tümörlerle mücadelede genlerin kombine etkileri